11:00 - Muzun Maskesi Bakın Nasıl Yapılıyor?
10:57 - Meşe Balının Faydaları Bakın Nelerdir?
10:56 - Maden Suyunun Avantajları Nelerdir?
10:54 - Limonun zayıflama üzerindeki etkisi nasıl
10:52 - Kışın Bebekleri Bakın Nasıl Bir Şekilde Giydirmeliyiz?
01:47 - Kış Çayının Bakın Tarifi Nasıl
01:46 - Kısa Bir Süre İçinde Tekrar Forma Nasıl Ulaşılır
01:44 - Kefir Diyeti Ne Anlama Gelir?
01:43 - Kabaktan Yüz Maskesi Bakın Nasıl Yapılır?
01:42 - İnsanları aptal yapan IQ seviyesini İndiren gıdalar bakın neler?
“Eşyalarını topla, taşıyıcı anne… bu ev hiçbir zaman senin olmadı.”
İmam henüz kocamın tabutunun başında dualarını bitirmemişken, Mukaddes Hanım’ın sesi Polatlı Merkez Camii’nin duvarlarında yankılandı.
Bir elim sekiz aylık hamile karnımın üzerinde, diğer elim ise evlilik günümüzde avucuma bıraktığı gümüş cevşene sıkı sıkıya sarılmış halde, Kenan’ın tabutunun önünde duruyordum. Bolu tüneli yolundaki o kazadan beri sadece dört gün geçmişti. İncek’teki evimizin kapısını çalan bir polis memurunun, bana Kenan’ın arabasının uçuruma yuvarlandığını söylemesinden beri topu topu dört gün…
Kenan Mertoğlu sıradan bir adam değildi. Türkiye’nin en güçlü teknoloji şirketlerinden birinin sahibiydi. Dergilerde boy gösterir, büyük panellerde konuşur, bankalar ve hastanelerle milyon dolarlık anlaşmalar imzalardı. Ama benim için o, gece yarısı saat ikide yalın ayak mutfağa sızıp tatlı çörek arayan ve doğmamış bebeğimizle, sanki çocuk ona hemen cevap verebilecekmiş gibi konuşan adamdı.
Kayınvalidem Mukaddes Hanım, beni hiçbir zaman hazmedememişti.
Onun gözünde ben hep “sıradan bir devlet okulu öğretmeni”, bir şekilde köklü bir soyadına sahip bu aileye sızmayı başarmış Bağcılar varoşlarından gelen o kızdım. Küçük kızı Feride de bana tıpkı annesi gibi davranırdı. Her aile yemeği, şık sözlerin altına gizlenmiş sessiz birer aşağılamaya dönüşürdü: Elbisem “fazla rüküştü”, şivem “fazla taşralıydı” ve umuyorlardı ki bebek “Mertoğlu ailesine benzerdi.”
Fakat Kenan hayattayken, hiç kimse bana dokunmaya cesaret edemezdi.
Şimdi ise beyaz zambaklarla kaplı koyu renkli ahşap bir tabutun içinde yatıyordu ve onlar, sanki cenazede değil de başka bir iş toplantısındaymış gibi gülümsüyorlardı.
Mukaddes Hanım elinde sarı bir zarfla bana doğru yürüdü. Topuklu ayakkabılarının mermer zemine vuran sesleri keskin ve keskindi.
Devamını Okumak İçin..Ayrıntılar diğer sayfada haberimiz detayındadır..HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN FOTOĞRAF ÜZERİNDEN DİĞER SAYFAYA GEÇİŞ YAPINIZ.